Öğrenci Söyleşisi

İngiltere'de A-Level ve
UCL Ön Kabulü:
Gerçek Bir Öğrencimizin Gözünden

Cambridge'de A-Level okuyan ve UCL Biyomedikal Mühendisliği'ne ön kabul alan öğrencimiz, IGCSE'den UCAS'a kadar tüm süreci anlattı.

🇬🇧 Cambridge, İngiltere 📚 GCSE + A-Level 🏛 UCL Ön Kabulü 🔬 Biyomedikal Mühendisliği
🎓
Cambridge · A-Level Öğrencimiz
St Andrews College, Cambridge A-Level: Mat, Fizik, Kimya, Biyoloji, Türkçe UCL Biyomedikal Mühendisliği Ön Kabulü
5 A-Level Dersi
UCL + KCL Kabul Aldığı Üniversiteler
UCAS Başvuru Sistemi
Cambridge Yaşadığı Şehir
Bölüm 1

Nasıl Başladı? Karar Süreci

İngiltere'de okuma kararı nasıl oluştu?
Yurtdışında okumak benim küçüklükten beri olan, fakat seslendirmeye cüret dahi edemediğim bir hayaldi. Çünkü ne yurt dışına bağlantılı bir okulum vardı, ne de yurtdışı ile ilgili bilgim. Bana uçuk bir hayal gibi geliyordu. Benim serüvenim babamın hayaliyle başladı, onun bir hayaliyle buralara geleceğimi tahmin bile edemezdim.
Türkiye'de hangi okuldaydın, İngiltere'ye geçiş nasıl hissettirdi?
Türkiye'de sıradan bir Anadolu lisesindeydim. İngilizce eğitimi beni bu süreç için pek de hazırlamamıştı. Böylesine homojen bir ortamdan çıkıp hem kültürel hem de değerler açısından benden oldukça farklı insanların bulunduğu bir yere geçince ister istemez afalladım. Çünkü hayatımda ilk kez kendimi tamamen yabancı hissettiğim bir ortamın içindeydim.

Türkçede kaymak gibi akan kelimeler, İngiltere'ye geçince durmaya başladı. Türkçede hiç düşünmeden yaptığım esprilerin yerini, daha fazla düşünmeyi gerektiren sohbetler aldı. Okulda tanınan ve sevilen biriyken, kendimi yeniden tanıtmam ve yeni insanlarla iletişim kurmam gerekti. Ben orada yabancıydım. Sanki herkes yaptığım dil hatalarını görecek ve beni küçük görecek diye ödüm patlıyordu.

İngiltere'de hangi şehir, hangi okul — bu seçim nasıl yapıldı?
A-Level'larımı Cambridge'deki St Andrews College'da yaptım. Bu okula ajansımın yönlendirmesiyle gittim. Bir okul seçeneğimiz daha vardı; ancak orası tamamen sınav odaklıydı ve benim okulumdan çok daha pahalıydı. Şimdi dönüp baktığımda, iyi ki orayı seçmemişim diyorum.

Eğitim kalitesi mükemmeldi diyemem ama öğrencilere sunduğu esneklik konusunda gerçekten başarılı bir okuldu. Normalde A-Level yaparken birçok okul ya GCSE sınavlarına girmenize ya da istediğiniz kadar A-Level dersi almanıza izin vermiyor. Bu da okulun benim için en beğendiğim özelliklerinden biriydi.

Karar verirken en büyük endişen neydi?
Başarısız olmaktan korkuyordum. Ailem benim için bu kadar uğraşmış, hem maddi hem de manevi olarak büyük bir yükün altına girmişken başarısız olmak bana bir seçenek gibi gelmiyordu. Her ne kadar bir ajansla çalışıyor olsak da bizim için her şey büyük bir bilinmezlikti. Sonuçta yaşamadan hiçbir şeyi tam anlamıyla bilemezsiniz. Bilinmezlik insana ne kadar heyecan verse de çoğu zaman beraberinde stresi de getiriyordu.

"Benim serüvenim babamın hayaliyle başladı — onun bir hayaliyle buralara geleceğimi tahmin bile edemezdim."

— Cambridge, St Andrews College · A-Level Öğrencimiz
Bölüm 2

GCSE Deneyimi

GCSE mi IGCSE mi okudun — fark nedir?
Ben GCSE ya da IGCSE okumadım. Normalde bunlar okulumuzda bir yıl süren ve içinde practical (uygulamalı deney) derslerini de barındıran bir program. Ben ise sadece Türkiye'deki lise diploma notları İngiltere'de doğrudan tanınmadığı için A-Level'larımın ilk yılında GCSE sınavlarına girdim.

GCSE ile IGCSE arasındaki farkı kendi deneyimim üzerinden şöyle açıklayabilirim: Genel olarak çok büyük bir fark yok. Örneğin matematik dersinde GCSE'de bazı sorular pound gibi İngiltere'de kullanılan ölçü birimleri üzerinden hazırlanırken, IGCSE'de kilogram gibi uluslararası ölçü birimleri kullanılıyor. Bu da benim gibi yurt dışından gelen öğrenciler için süreci biraz daha kolaylaştırıyor.

Kaç ders aldın, hangilerini seçtin?
Latince, matematik, ileri matematik, fizik, kimya ve biyoloji derslerini seçtim. Bu derslerin hepsi başvurmayı planladığım biyomedikal mühendisliği bölümü için gerekliydi. Zaten Türkiye'de de sayısal öğrencisiydim, bu yüzden fen ağırlıklı dersleri seçmek benim için oldukça doğal bir tercihti.
En zorlandığın ders hangisi oldu?
IGCSE Edexcel İleri Matematik, içerik olarak A-Level Matematiğiyle neredeyse aynıydı. Bu yüzden benim için en zor ders de doğal olarak oydu. Biyoloji ise farklı bir açıdan zorlayıcıydı. Cevap anahtarı yoruma oldukça kapalıydı ve bazı sorularda cevabı neredeyse kelimesi kelimesine beklendiği şekilde yazmanız gerekiyordu. Buna alışmak benim için biraz zordu.
Türkiye'deki eğitimle kıyasladığında GCSE sana ne kazandırdı?
Bence GCSE'nin bana kazandırdığı en önemli şey, yorum yapmayı ve düşünme biçimimi geliştirmesi oldu. Türkiye'deki eğitimde kesinlikle daha fazla bilgi öğreniyoruz. Bu yüzden GCSE içerikleri bana çok zor gelmedi. Ancak bu kez de dil engeli devreye girdi.

Bildiğin şeyi anlatabilmekle, onu karşı tarafın beklediği şekilde ifade edebilmek arasında büyük bir fark varmış. GCSE bana kendimi kelimelerle ifade etmeyi öğretti. Türkiye'de eğitim daha çok işlem yapmaya ve formülleri öğrenmeye odaklıyken, GCSE'de ezberden çok yorum yapmanız, bilgiyi kullanmanız ve bir sonucun nedenini açıklayabilmeniz bekleniyor.

Bölüm 3

A-Level Başarısının Sırrı

A-Level'da hangi dersleri seçtin ve neden?
A-Level'da matematik, fizik, kimya, biyoloji ve Türkçe derslerini seçtim. Normalde üç A-Level dersi üniversite başvuruları için fazlasıyla yeterli oluyor. Ben ise seçeneklerimi açık tutmak istediğim ve derslerin birbirini tamamladığını düşündüğüm için daha fazla ders almayı tercih ettim. Biyomedikal mühendisliği okumak istediğim için matematik ve fizik zaten almam gereken temel derslerdi.
A-Level ile GCSE arasındaki fark seni şaşırttı mı?
Açıkçası A-Level'ı GCSE ile kıyaslamak biraz haksızlık olur. A-Level'da konuların çok daha derinine iniyorsunuz. Hem akademik olarak daha karmaşık hem de çok daha yoğun ve stresli bir süreç. İki program arasında gerçekten dağlar kadar fark var. Bu yüzden sadece GCSE'de bir derste başarılı olmanız, A-Level'da da aynı başarıyı göstereceğiniz anlamına gelmiyor. Maalesef aradaki seviye farkı düşündüğünüzden çok daha büyük.
Çok başarılı olduğun söyleniyor — bunu neye bağlıyorsun?
Başarı göreceli bir kavram. Kendimi çok başarılı biri olarak görmüyorum. Fakat başladığım noktaya dönüp baktığımda, geldiğim yerle aradaki farkın göz ardı edilemeyecek kadar büyük olduğunu düşünüyorum. Bence bunu sağlayan en önemli şey, "Hallederiz bir ara" düşüncesinden çıkıp "Hallediyorum" zihniyetine geçebilmekti. Bir şeyi sürekli ertelemek yerine, o an harekete geçmeyi öğrendim. Benim en büyük itici gücüm ise stres oldu. Kendimden beklentilerim, her zaman kendimi biraz daha ileri itmemi sağladı.
Günlük çalışma düzenin nasıldı?
Aslında çok klasik bir çalışma düzenim vardı. Ödevlerimi her zaman gününde yapardım. Konuları işledikten sonra PMT adlı internet sitesinden o konuyla ilgili sorular çözerdim. AS Level'ın sonlarına doğru ise yine aynı siteden geçmiş yılların AS sınavlarını (past papers) çözmeye başladım.

Kesinlikle ama kesinlikle süre tutarak çalışmayı öneriyorum. Soruları çözerken her bir puan (mark) için yaklaşık bir dakika ayırmaya çalışıyordum. Hatta mümkün olduğunca sınav süresinden daha kısa sürede bitirmeyi hedefliyordum.

Past paper'ları bir arkadaşımla birlikte çözüyorduk. Yan yana oturup gerçekten sınavdaymışız gibi sessizce tamamlıyor, ardından mark scheme üzerinden cevaplarımızı kontrol ediyorduk. Yapamadığımız soruları birbirimize anlatıyor, hâlâ zorlandıklarımızı bir deftere not alıyorduk.

Hiçbir zaman "Bugün beş saat çalışacağım" gibi bir hedef koymadım. Benim için önemli olan süre değil, o gün tamamlamam gereken görevlerdi.

En zorlandığın A-Level dersi hangisiydi, nasıl üstesinden geldin?
Beni en çok zorlayan ders fizikti. Bunun en büyük sebebi, hayatım boyunca fiziği yazılı olarak açıklamamı gerektiren bir eğitim sisteminde bulunmamış olmamdı. Hesaplama ve işlem soruları benim için her zaman daha kolaydı. Fakat konu açıklamaya ve düşünceyi yazıyla ifade etmeye gelince işler zorlaşmaya başlıyordu.

Zamanla şunu fark ettim: Her dersin kendine özgü bir çalışma yöntemi var. Örneğin biyoloji, büyük ölçüde mark scheme odaklı çalışılması gereken bir dersken; matematik bol bol soru çözerek öğreniliyor. Bence en önemlisi ise kendi öğrenme stilinizi keşfetmek.

Öğretmenlerden nasıl yararlandın?
Öğretmenlerden en çok çözdüğüm past paper'ları kontrol etmelerini isteyerek faydalandım. Ders dışında onlara çözdüğüm sınavları götürüyor, puanlamalarını rica ediyordum.

Sınavlara yaklaşık üç ay kala özel ders almaya başladım ve bunun bana çok büyük katkısı oldu. Aslında konuları biliyordum; yaşadığım asıl problem, bildiklerimi sınavın istediği şekilde cevaplayamamaktı. Hocam da bana tam olarak bunu nasıl yapmam gerektiğini öğretti.

"Past paper'ları yalayın yutun. Ne kadar çok soru tipi görür ve mark scheme mantığını anlarsanız, sınavda o kadar rahat edersiniz."

— Cambridge, St Andrews College · A-Level Öğrencimiz
Bölüm 4

İngilizce Yolculuğu

İngilizcen bu seviyeye nasıl geldi?
Ortaokulda aldığım İngilizce eğitimi oldukça iyiydi. Bunun yanında internette tükettiğim içeriklerin büyük bir kısmı İngilizceydi. Bu sayede hem farklı aksanlara alıştım hem de dinleme becerilerim gelişti. Lisede İngilizce eğitimim çok güçlü olmasa da internet sayesinde seviyemi koruyabildim.

Ama asıl gelişim İngiltere'ye gittikten sonra başladı. Çünkü artık kimse sizi kurtarmıyor. Anneniz öğretmenlerinizle konuşamıyor, doktor randevunuzu siz alıyorsunuz. Elektrik arızalandığında ustayı siz arıyorsunuz. Üstelik kimse sizi anlayabilmek için yavaş konuşmuyor; sizin anlamanızı bekliyorlar.

İngilizce onların ana dili, sizin ise ikinci diliniz. Bu da ister istemez özgüveninizi etkiliyor. Ama dönüp baktığımda şunu söyleyebilirim ki biraz zorlanmadan, biraz da "burnunuz sürtmeden" o seviyeye ulaşmak gerçekten çok zor.

Türkiye'deyken İngilizce seviyeni nasıl tanımlardın?
Türkiye'den ayrılmadan önce IELTS sınavına girmiştim ve seviyemin yaklaşık B2-C1 arasında olduğunu söyleyebilirim. Ama İngiltere'ye gidince bunun aslında ne kadar farklı olduğunu gördüm. Bir anda kendimi yetersiz hissetmeye başladım. Sanki herkes benden daha iyi konuşuyor, daha iyi anlıyor ve ben hep geride kalıyormuşum gibi hissediyordum.
Akademik İngilizce ile günlük İngilizce arasındaki farkı ne zaman fark ettin?
Arkadaşlarımla konuşurken kendimi bir şekilde ifade edebildiğimi ama aynı şeyi derslerde yapamadığımı fark ettiğimde. Günlük hayatta sohbet etmek başka, akademik bir konuyu anlatmak bambaşka bir şeymiş. Dilimin ucuna gelen cümleleri kuramadığım anlarda ikisinin aslında ne kadar farklı olduğunu anladım.
Türk öğrencilere İngilizce geliştirme konusunda ne tavsiye edersin?
Konuşun. Kendi kendinize de olur, bir başkasıyla da olur ama mutlaka konuşun. O gün yaşadıklarınızı anlatın, kafanıza takılan bir olayı İngilizce düşünmeye ve anlatmaya çalışın. Çünkü bence Türkiye'deki öğrencilerin en büyük problemi konuşmak. Konuştuğum birçok kişi İngilizceyi anlayabiliyor ama kendini ifade etmekte zorlanıyor.

Yanlış yapmaktan korkmayın. Yanlış olacak, hatta çok olacak. Ama konuşmadan gelişmek gerçekten çok zor.

Bölüm 5

UCL Başvurusu ve UCAS Süreci

1

UCAS Kaydı

5 üniversiteye kadar başvuru, kişisel bilgiler ve belgeler sisteme yüklenir.

2

Personal Statement

~4.000 karakter — akademik ilgi, deneyimler, motivasyon.

3

Referans Mektubu

Öğretmenler predicted grades ve referansı UCAS'tan doğrudan gönderir.

4

Ön Kabul

Üniversite koşullu teklif gönderir — A-Level sonuçları beklenir.

UCL'ye başvurmaya ne zaman karar verdin?
A-Level'ın ikinci senesinde, okullar başladıktan sonra erken başvuru yapabilmek için zaten yoğun bir çalışma temposuna girmiştim. O süreçte, dünyada da oldukça prestijli bir yere sahip olan UCL'ye başvurmaya karar verdim. Okulun prestiji ve bana sağlayabileceği imkânlar beni çok çekti.
UCAS sistemi nasıl işliyor — Türkiye'den başvuranlar için ne farklı?
UCAS, Birleşik Krallık'taki üniversite başvurularının yapıldığı sistem. Türkiye'den başvuranlar için aslında süreç çok farklı değil. Tek fark, yerli öğrencilerle uluslararası öğrencilerin farklı kontenjanlarda değerlendirilmesi. Bu yüzden uluslararası öğrenciler arasında rekabet daha yüksek olabiliyor.

UCAS üzerinden en fazla beş üniversiteye başvurabiliyoruz. Personal statement, pasaport bilgileri ve diğer gerekli belgeler sisteme yükleniyor. Öğretmenlerimiz de referans mektuplarını aynı sistem üzerinden gönderiyor ve tahmini A-Level notlarımızı (predicted grades) giriyorlar. Başvuru ücretini (28 pound) ödeyip öğretmenlerimiz onayladıktan sonra dosyamız üniversitelere gönderiliyor.

Hangi bölüme başvurdun ve neden seçtin?
Biyomedikal mühendisliğine başvurdum. Yazdığım EPQ'nun konusu da "Ampute Edilmiş Hastalarda Hayalet Ağrısının Tedavileri" idi. Bu araştırmayı yaparken bu alanın beni ne kadar heyecanlandırdığını fark ettim. Aynı zamanda gelecekte geliştireceğim teknolojilerle insanların hayatına dokunabilme fikri de bu bölümü seçmemde büyük rol oynadı.
Personal statement yazmak nasıl bir süreçti?
Personal statement benim için oldukça zorlayıcıydı. Çünkü yaklaşık 4.000 karakter içinde kendinizi anlatmanız gerekiyor. Ben anlatmayı seven ve paylaşacak çok şeyi olduğunu düşünen biri olduğum için, en önemli noktaları seçip geri kalanları elemek benim için en zor kısımdı.

Personal statement'ımda sadece akademik başarılarımdan bahsetmedim. Beni iyi bir biyomedikal mühendisi yapacağını düşündüğüm deneyimlerime de yer verdim. Yazdığım makale, hastanelerde yaptığım gönüllü çalışmalar ve okul öğrenci birliğindeki görevlerim bunlardan bazılarıydı. Bunları mümkün olduğunca somut örneklerle anlatmaya özen gösterdim.

UCL'den ön kabul aldığında ne hissettin?
Açıkçası ilk başta inanamadım. Sonuçta kabul oranı oldukça düşük bir üniversiteydi. Haberi gördüğümde hem büyük bir şaşkınlık hem de tarifsiz bir mutluluk yaşadım.
Ön kabulün koşulları nelerdi?
Ön kabul şartı olarak matematikten A, fizikten A ve diğer fen derslerimden birinden de A almam isteniyordu. Ayrıca IELTS'ten en az 6.5 puan şartı vardı. IELTS sonucumu daha önce göndermiştim, bu yüzden geriye sadece A-Level sonuçlarını beklemek kalmıştı.
Ön Kabul
UCL
Biyomedikal Mühendisliği
Yedek Kabul
King's College
London
Koşul
AAA
Mat, Fizik + 1 Fen
IELTS Şartı
6.5+
Tamamlandı

"Haberi gördüğümde hem büyük bir şaşkınlık hem de tarifsiz bir mutluluk yaşadım. Sonuçta kabul oranı oldukça düşük bir üniversiteydi."

— UCL Biyomedikal Mühendisliği Ön Kabulü · Öğrencimiz
Bölüm 6

Cambridge'de Yaşam

İngiltere'ye ilk gittiğinde seni en çok ne şaşırttı?
Beni en çok şaşırtan şey, insanların çok kibar olmalarına rağmen bu kibarlığın bana zaman zaman mesafeli gelmesiydi. Kimse düşündüğünü doğrudan söylemiyor, birçok şey ima yoluyla ifade ediliyordu. Ben buna alışık değildim ve ilk başlarda insanların ne demek istediğini anlamakta zorlandım.
Cambridge şehri seni nasıl etkiledi?
Cambridge oldukça sakin, düzenli ve doğayla iç içe bir şehir. Büyük bir metropol olmadığı için bana kendimi hiç bunalmış hissettirmedi. Şehirde bisikletle ulaşım çok yaygın ve günlük hayatı oldukça kolaylaştırıyor.

Zaman geçtikçe Cambridge benim için sadece yaşadığım bir şehir olmaktan çıktı. Kendimi oraya ait hissetmeye başladım. Hatta bugün dönüp baktığımda, Cambridge'i ikinci evim gibi gördüğümü söyleyebilirim.

Barınma nasıl ayarlandı?
Ailemle birlikte taşındık. Barınma sürecini büyük ölçüde babam yürüttü, bu konuda en büyük yükü o üstlendi. Benim için yurt seçeneği de vardı ancak ailemle yaşamayı tercih ettik. Birçok konuda daha özgürdüm — yurt kuralları yerine kendi düzenimi kurabiliyordum. Ama bunun karşılığında evle ilgili sorumluluklarım da vardı.
En zorlu dönem hangisiydi?
Bence en zorlu kısmı duygusal ve akademik tarafın aynı anda ağırlaşmasıydı. Türkiye'deki arkadaşlarım son lise yıllarını birlikte geçirirken ben bambaşka bir ülkedeydim. Onları ve eski öğretmenlerimi özlüyordum.

Akademik olarak ise son senenin benim için en zor dönem olduğunu söyleyebilirim. Üniversite başvuruları, A-Level sınavları ve gelecek kaygısı aynı döneme denk gelince stres doğal olarak arttı.

Ailenle uzakta olmak nasıl hissettirdi?
Bana en çok hissettirdiği şey, hata yapma lüksüm yokmuş gibi düşünmemdi. Ailem benim için büyük fedakârlıklar yapmıştı. Bu yüzden üzerimde hem onların emeklerini boşa çıkarmama isteği hem de kendi beklentilerimin oluşturduğu bir baskı vardı. Zaman zaman bu yük ağır gelse de beni ayakta tutan ve çalışmaya devam etmemi sağlayan şey de yine buydu.
Bölüm 7

Öğrencimizden Tavsiyeler

A-Level Öğrencileri İçin
Past paper'ları yalayın yutun. Ne kadar çok soru tipi görür ve mark scheme mantığını anlarsanız, sınavda o kadar rahat edersiniz. Süre tutarak çalışın — her mark için bir dakika. Sınavdan kısa sürede bitirmeyi hedefleyin.
UCL / UCAS Başvurusu İçin
Yaptığınız her akademik ve sosyal çalışmayı küçük de olsa bir yere not alın. Ne zaman yaptınız, ne kadar sürdü, size ne kattı... Yazma aşamasına geldiğinizde işiniz çok daha kolaylaşıyor. UCAS'ta küçük bir hata bile başvuruyu etkileyebilir — süreci bilen birinden destek alın.
Endişeli Veliler İçin
Çocuğunuzu bugüne kadar en iyi şekilde yetiştirmeye çalıştınız. Bundan sonrası biraz da onun kendi yolculuğu olacak. Elbette endişelenmeniz çok normal. Ama ona güvenmeniz de en az verdiğiniz emek kadar önemli. İnsan, gerçek anlamda kendini çoğu zaman konfor alanından çıktığında tanıyor.
Türkiye'den İngiltere'ye geçmeyi düşünen bir öğrenciye ne dersin?
Zorlu ama bir o kadar da öğretici bir süreç sizi bekliyor. Elinizden geleni yaptıktan sonra sürekli en kötü senaryoyu düşünmenin size bir faydası olmayacak. Sorumluluk almaktan korkmayın. Zorlanacaksınız, hata da yapacaksınız. Ama bütün bunlar sizi geliştiren şeyler olacak.
Geçmişteki kendine bir mesaj gönderebilseydin ne yazardın?
"A-Level matematiğini ilk seneden ver, Türkçe A-Level'ı daha dikkate al ve korkma. Her şey olacağına varır."

"Bir şeyi sürekli ertelemek yerine, o an harekete geçmeyi öğrendim. 'Hallederiz bir ara' düşüncesinden 'Hallediyorum' zihniyetine geçmek — bence başarının özü bu."

— Cambridge, St Andrews College · A-Level Öğrencimiz

İngiltere Üniversiteleri İçin IGCSE ve A-Level Hazırlığı

UCAS başvurusu · A-Level mark scheme dili · Birebir online destek

📱 WhatsApp'tan Bilgi Al

Taahhüt yok. Ödeme yok. Sadece sınavın hakkında bir konuşma.

Scroll to Top